Bazen insan, kelimelerin yetmediği bir yere varır.
Orada konuşmak ağır gelir;
susmak da tam değildir.
Bir şeyin içinden geçersin ama
adını koyacak kadar yakın olamazsın ona.
Sanki herkes biliyordur,
sen hariç.
Sanki yıllardır taşıdığın bir boşluk
ilk kez kendi şeklini göstermiştir.
O boşluğa bakarsın.
Kimse görmez.
Kimse anlamaz.
Fakat sen bilirsin:
bu, senin en eski yüzün.
Bir şey söylemeye çalışırsın,
cümleye dönüşmez.
Çünkü bazı gerçekler,
insanın diline değil,
suskunluğuna yazılır.
Ve işte o anda anlarsın:
Hiçbir şeyin eksik olmadığını.
Eksik sandığın şeyin
sadece içindeki sessizliğin yön değiştirmesi olduğunu.
Geri çekilirsin.
Odanın soğuk bir köşesine değil—
kendi içinde açılan o dar, görünmez çukura.
Orada bir ses yoktur.
Bir cevap yoktur.
Bir soru bile kalmaz.
Sadece…
kendinin fark edilmemiş yankısı.
Ve insan, bazen sadece o yankıyı dinlemek için yaşar.
Celda Y.D.