Durmak

Yeni olanın korkutucu olduğuna inanırız.
Bilinmeyen, yönsüz, dengesiz olduğu için.
Eski ise tanıdıktır; nereye çarptığını bilirsin.
Can acıtır ama sürprizi yoktur.
Bu yüzden çoğu insan, acıtan bir tanıdıklığı, ihtimal taşıyan bir yeniliğe tercih eder.

Alışkanlık, güvenli bir şey değildir.
Sadece tahmin edilebilirdir.
Ve insan, tahmin edebildiği acıya daha kolay katlanır.
Yeni olan, henüz adını koyamadığın bir boşluk açar.
Boşluk ise insanı ayakta tutmaz; durdurur.

Durmak, çoğu zaman cesaret sanılır.
Oysa durmak, çoğu zaman kaçışın başka bir biçimidir.
İnsan, “bekliyorum” derken aslında “kımıldamıyorum” demektedir.
Ve kımıldamamak, alışkanlığın en sessiz zaferidir.

Yeni olanın korkutucu görünmesinin bir nedeni daha vardır:
Yeni, seni açıklama yapmaya zorlar.
Kendine, başkalarına, hayata.
Eski ise açıklama istemez.
Orada kimse sana “neden?” diye sormaz.
Çünkü herkes, orada kalmanın nedenini bilir.

İnsan, eskiye dönerken kendini kandırdığını bilmez.
Buna sadakat der.
Geçmişe bağlılık der.
Karakter der.
Oysa çoğu zaman bu, yalnızca tanıdık bir sızının etrafında dönmektir.

Yeni olan, her zaman ilerleme değildir.
Ama eski, çoğu zaman gerilemenin başka bir adıdır.
Çünkü eski, değişmeden kalmayı değil;
aynı şeyin farklı günlerde tekrarını öğretir.

Rahatlık, iyileşme değildir.
Sadece geçici bir uyuşmadır.
İnsan, rahat hissettiği yerde büyümez;
yalnızca daha az düşünür.
Ve düşüncenin azaldığı yerde, zaman uzar ama derinlik artmaz.

Bu yüzden bazı insanlar, yıllar boyunca aynı cümlelerle yaşar.
Aynı şikâyetlerle.
Aynı “bir gün”lerle.
Yeni gelmez; eski de gitmez.
Sadece üst üste birikir.

Durmak, bazen gereklidir.
Ama durduğun yer, alışkanlığın gölgesiyse,
o duruş seni korumaz; saklar.
Ve saklanmak, insanı uzun vadede yorar.

Yeni olan korkutucu olabilir.
Ama asıl korkutucu olan,
korktuğun hâlde yerinden kıpırdamadığını fark etmektir.

Eskiye alışmak rahatlatır.
Ama rahatlatan her şey, doğru değildir.
Bazı rahatlıklar, insanı sessizce eksiltir.
Fark edilmez.
Çünkü can yakmaz.
Sadece içini daraltır.

Belki mesele yeniyle eski arasında bir seçim değildir.
Belki mesele, durduğun yerde
neden durduğunu kendine söyleyip söyleyemediğindir.

Eğer bunu söyleyemiyorsan,
o duruş sana ait değildir.

Ve belki de asıl korkutucu olan,
yeni değil;
kendinle baş başa kalacağın o sessizliktir.

 

Celda Y.D.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunları da beğenebilirsiniz